OSMANLI İMPARATORLUĞU DURAKLAMA DÖNEMİ

Kısaca Osmanlı Devletinin duraklama dönemini şu şekilde açıklayabiliriz:


I. Ahmed (1603-1617)

Kanuni Sultan Süleyman döneminden sonra Osmanlı’nın devlet yönetiminde zaaflar belirmeye başladı. III. Mehmet zamanında Avusturya'ya karşı devam ettirilen savaşlarda Eğri, Kanije ve Haçova zaferleri elde edilmişse de I. Ahmet (1603-1617), Zitvatorok Antlaşmasını imzalayarak (1606), Osmanlının, Avrupa'daki üstünlüğünün sona erdiğini bir anlamda kabul ediyordu. Her ne kadar ele geçen topraklar bu anlaşmayla Osmanlıda kalıyorsa da, artık iki devletin "eşit" sayıldığı hükme bağlanmıştı. XVI.yüzyil başlarından itibaren Avusturya ve İran'la girilen uzun savaslar, ehliyetsiz idareciler, liyakatin (hak etme) yerini iltimas ve rüsvetin almasi, buna bağli olarak devletin askerî ve iktisadî düzeninin temelini oluşturan tımar sisteminin bozulmaya baslamasi, devletin güç ve otoritesini, halkin huzur ve asayisini güvenligini sarsmistir. XVII. yüzyila girilirken bu olumsuz sartlar, anarsinin artmasina sebep olmustur.

Merkez ve tasra teskilâtinda görülen bozulmalar, pek çok isyanin çikmasini ve dolayisiyla devlet nizaminin sarsilmasini beraberinde getirmistir. Bu isyanlari üç grupta toplamak mümkündür; Tasrada çikan Celalî Isyanlari, Eyalet isyanlari ve Istanbul merkezli kapikulu isyanlari. Celalî isyanlarinin en önemli sebepleri, yukarida da belirttigimiz gibi, devletin uzayan savaslara bagli olarak azalan gelirlerini karsilayabilmek için vergileri artirmasi, timar sistemindeki bozulmalar ve köylünün artan vergilere karsi huzursuzluklari idi. Halkin devlete olan güveninin sarsilmasi, isyancilarin gücünü daha da artiriyordu. Kalenderoglu, Karayazici, Deli Hasan gibi Celâlîlerin isyanlarina, medrese ögrencisi suhteler ve basibos leventlerin isyanlari da eklenince, devlet isyanlari bastirmada oldukça zorlandi. Bu isyanlar yüzünden özellikle Anadolu'da dirlik ve düzenlik kalmadigi gibi, iktisadî durum da oldukça bozulmustur. Yine bu otorite boslugu nedeniyle Erzurum ve Sivas gibi yerlerin valileri ile Yemen, Bagdat, Eflâk, Bogdan gibi bagli eyaletlerin yerli yöneticileri de isyan etmislerdi.


Sokollu Mehmed Paşa

Sokollu Mehmed Paşa’nın ölümünden sonra, başa geçen padişahların yetersizliği yüzünden devlet yönetiminde otrite boşluğu hissedilir ölçüde arttı. Duraklama dönemi olarak adlandırlan ve yaklaşık olarak 120 yıl sürecek olan bu döenmde Osmanlı İmparatorluğu toprak kazanmaya devam etti; ama Avrupa devletleri ile Osmanlı Devleti arasındaki güç dengesi Avrupalıların lehine yavaş yavaş değişmeye başladı.
Duraklama döneminde Genç Osman, IV Murad gibi padişahlar; Köprülü Ailesi’nden yetişen Köprülü Mehmed Paşa ve Köprülü Fazıl Paşa gibi develet adamları, devlete eski gücünü kazandırmaya çalıştılar, fakat bu çabalar devletin gerileme dönemine girmesini engellemeyemedi.

Osmanlı’nın duraklama dönemine girmesinin altında çeşitli nedenler yatmaktadır. Bunalrın arasında en önemlisi tahta çıkan yeni padişhların devlet yönetimindeki yetersizlikleridir. Osmanlılar’da şehzadelerin bir taşra ilinde valilik yaparak ülkeyi tanıması ve devlet yönetimi hakkında tecrübe kazanması bir gelenekti. Yönetimde ve askeri alanda en başarılı şehzade tahta çıkardı. Bu gelenek daha sonraları terkedilerek şehzadeler sarayda, halk ve dış dünyadan kopuk bir şekilde yetiştirlmeye başalandı. Bu nedenden dolayı sadrazamlık (Sadrazam ya da Vezir-î Azam padişahın devlet işlerini yöneten en yüksek derecedeki görevliye verilen isim) önem kazamaya başladı. Çünkü padişahlar devlet yönetiminden uzak yetiştikleri için bu görevi sadrazamlar üstleniyordu. Sadrazamların ve yüksek devlet görevlilerinin seçiminde ise padişahların annesi, yani kadın sultan ve yakınındaki devlelet adamları etkili olmaya başladı: Bu görevlere gelebilmek için rüşvet vermek gelenek haline geldi, bu da yetenksiz, bilgisiz kişilerin hak etmedikleri halde bu makamlara gelmesine yol açtı.

Bu dönemde ordunun da düzeni ve disiplini bozulma göstermiş devlet kademeleri yozlaşmaya uğramıştır. Istanbul'daki yeniçerilerin ulûfelerini zamaninda alamamalarini bahane ederek çikardiklari isyanlar dogrudan sarayi hedef almistir. Fesat yuvasi hâline gelen Yeniçeri Ocagi'ni düzenlemek isteyen II. Osman (1618-1622) yeniçerilerin hismina ugramis, isyancilar sarayi basmistir. Yeniçeriler, Genç Osman'i tahttan indirerek yerine, III. Mehmet'in kardesi I.Mustafa'yi getirmisler ve bununla da kalmayarak, Genç Osman'i Yedikule Zindanlarinda katletmislerdir. Bu olay yeniçerilerin bir padisahi tahttan düsürüp, katletmelerinin ilk örnegi olmasi açisindan dikkat çekicidir.Yeniçeri (yeni asker) ve Kapıkulu ocaklarına rüşvet ve iltimas yoluyla askerlikle ilgisi olmayan kişiler alınmıştır. Yeniçeri Ocakları devlet içinde giderek kontrol edilmesi zor bir güç haline geldi. Ayaklanmalar çıkararak, beğenmedikleri padişahları tahttan indiriyor, istemedikleri devlet adamlarını öldürüyorlardı. Disiplinzislik, Osmanlı ordusunun etkinliğini ve gücünü kaybetmesine sebep oldu.

Duraklamanın bir başka nedeni de Osmanlının güçlü devletlerle çevrelenmiş snırlara ulaşmasıdır. Coğrafi keşifler sonucu zenginleşen Avrupa devletleri düzenli ve modern ordular kurmuşlardı. Ayrıca Rönesans ve Reform hareketleri sonucunda bilim ve teknikte önemli ilerlermeler kaydetmişlerdi. Orduları yeni, modern, güçlü silahlarla donatılmıştı. Osmanlılar savaş teknolojisindeki bu yenilikleri takip edemediler ve Avrupa’dan geri kaldırlar.

Gerileme çok yavaş ilerleyen bir süreçti. Avrupa’nın bu zayıflamayı hemen farketmesi olanaksızdı. Avrupa için Osmanlı ordusu hala korkulacak bir güçtü. Bu zayıflık ancak Osmanlılar II. Viyana Kuşatmasında (1863) büyük bir bozguna uğrayınca anlaşılacaktı.

 
altResim

 

Ana Sayfa | Padişahlar | Resim Galerisi | Hakkımda
İsa ERGEN tarafından yapılmıştır. © 2008
Web Tasarım İletişim