FATİH SULTAN MEHMED HAN (1451 – 1481)

Tuğrası: Tıklayınız
Babası: İkinci Sultan Murad
Annesi: Huma Hatun
Doğumu: 29 Mart 1432
Vefatı: 3 Mayıs 1481
Saltanatı: 1451 – 1481 (30) sene
Harita: Fatih Sultan Mehmet Han'ın ölümünde Osmanlı sınırları

5. yüzyılın ortalarında Osmanlı İmparatorluğu, Anadolu olarak bilinen bugünkü Türkiye topraklarından, Balkanların derinliklerine kadar yayılmışlardı. Kritik bir yer hariç "İstanbul". Asya'ya giden tüm yollara hakim olan ve Batı Avrupa'nın en uzak köşelerine uzanan hakimiyet alanlarının tam ortasında tüm azametiyle duran İstanbul Osmanlı Sultanlarını kızdırıyordu. Tüm Dünya'daki en güçlü, en zengin ve en çekici şehir olan başkent İstanbul, ölmekte olan ama henüz tükenmemiş Bizans'ın (Doğu Roma İmparatorluğu) elindeydi. Osmanlılar için, İstanbul'un stratejik ve ekonomik olarak büyük önemi vardı. Sembolik değeri ise hepsinden önemliydi. Bu şehir Doğu topraklarında, Hristiyanlığın temsiliydi.

İstanbul'un Müslümanlar tarafından yönetileceği Hz. Muhammed tarafından müjdelenmişti. Osman'dan başlayarak her Osmanlı yöneticisi bu şehri ele geçirmek istedi ama o devamlı sağlam bir şekilde Hristiyanların elindeydi. Sonra, fetih tutkusu inkar edilemeyecek bir Sultan başa geçti Sultan ikinci Mehmed. Tarih onu İstanbul'un fethiyle onurlandırdı; bu da ona Fatih Sultan Mehmet ünvanını kazandırdı. Saltanatı başladığında yalnızca 12 yaşındaydı ama zaten Osmanlı politikasında deneyimli bir kişiydi. Güç karşısında tehdit olan her şeyi yok etmek için üvey kardeşini boğdurtmalıydı. İmparatorluk ve İslamın sağlıklı bir şekilde yayılması ve ona hanedanlık tarafından önderlik edilmesi, daima her şeyden önemliydi, aileden bile. İmparatorluğun bölünmesini engellemek için, ki bu daha önceki Türk devletlerinde ve İslam dünyasında vuku bulmuştur, genç bir adam babasının ölümünden sonra sultan olduğu zaman diğer bütün kardeşleri yok etmek zorundadır. Bu, imparatorluğun parçalanmasını engellemiştir. Acımasızca olabilir, ama Hanedanın ve İslamın devamı için bu gerekliydi ve işe yaramıştı; Fatih Sultan Mehmed Han'dan sonra Osmanlı topraklarında taht kavgasının kardeşler arasında engellenmesi İmparatorluğun devamının sağlanması için kardeş katli vacip kılınmıştı.

Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, uzun boylu, dolgun yanaklı, kırmızı - beyaz tenli, kıvrık burunlu, kolları adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük âlimlerinden Akşemseddin, Molla Gürani gibi alimler tarafından çok iyi eğitilmişti; yedi yabancı dil bildiği söylenir. Kendisi, devrinin en büyük ulemasından birisi idi.

Âlim, şâir ve sanatkârları toplar ve onlarla sohbetten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok deger verdigi âlimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça'ya çevrilmiş olan felsefî eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadakı adları Arap harfleriyle yazdırdı.

Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed, yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul'a getirtti. Nitekim Astronomi bilgini Ali Kusçu, kendi döneminde İstanbul'a geldi. Ünlü ressam Bellini'yi de İstanbul'a davet ederek kendi resmini yaptırdı.

Fatih Sultan Mehmed, 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat yirmi beş sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdigi kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir kumandan ve idareci idi. Yapacağı işler hususunda, en yakınlarına bile hiç birşey sızdırmazdı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.

20 yaşında Osmanlı Padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul'u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorlugu'nu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı. Hz. Muhammed'in hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. Ortaçag'ı kapatıp, yeniçag'ı açan Cihan hükümdarı Fatih Sultan Mehmed.

İSTANBUL'UN FETHİ


Fatih'in İstanbul'a girişi

İstanbul, 15. yüzyılın ortalarında şehir, eski günleri aratan bir görüntüdeydi. Nüfus 400.000'den 50.000'e düşmüştü. Ama hâlâ bir kuşatma ordusu için muazzam zorluklar içeriyordu. İstanbul'un 3 tarafı sularla çevrilmişti, ve büyük surlarla korunuyordu. 3 katmanlı, 30 metre yüksekliğinde ve 10 metre genişliğinde duvarlarla çevrelenmişti. Ve neredeyse bin yıldır ayaktaydı. Ama Mehmet'in bu duvarlara bir cevabı vardı. Osmanlıların askeri üstünlüğü, barutu muhtelif yerlerde ve gelişmiş bir şekilde kullanabilmesinden geliyordu. Fatih Sultan Mehmet komutasındaki 1453'teki İstanbul kuşatması daha önce görülmemiş devasa topların ilk defa kullanılmasına sahne olmuştur. Mehmet'in bu konuda özel emirleri vardı. Önceki toplar, metalden yapılmış kasnaklarla bir araya getirilirdi. Yanan taştan meydana gelen mermiler mancınıktan biraz daha güçlüydü. Yeni üretilen bir top som bronzdan yapılmış bir top mermisini yeterli miktarda barut yardımıyla şaşırtıcı bir güçle fırlatabilirdi.

Mehmet tüm umutlarını toplara bağlamamıştı. 35 metre genişliğindeki Boğaz şehri tümüyle Karadeniz'e bağlıyordu. Burayı kapatabilirse İstanbul onun merhametine kalacaktı. Mehmet geçiti kapamak için stratejik bir noktaya hisar inşa etme gereği duydu. Bunu şehrin muazzam duvarlarının hemen gölgesine inşa etti. Yedi kuleden oluşan ve Rumeli Hisarı adı verilen bu hisarı inşa etmek dört aydan kısa sürdü. Hisar'ın yapımında Sultan Mehmet de kendisi bizzat taş taşımıştır. Hisar'ın yapımı bittikten sonra, Boğaziçi artık O'nun ellerindeydi. Mehmet'in Dur! emrine karşı gelen ilk gemi batırıldı, geminin tayfası esir alındı ve kaptanı duvarın kalesine asıldı. Mehmet'in gemilerinin Haliç'e girmesini önlemek için, Bizans, çelikten bir zincir halatıyla geçiti kapatmıştı. Kuşatılmış şehir 22 Nisan 1453 sabahı dehşetle uyandı. Mehmet'in 70 adet gemisi yağlanmış kızaklarla karadan kaydırılarak Haliç'e inmiş, çelik zinciri aşarak sessizce denizde yüzmekteydi.

100,000'den fazla Osmanlı askeri, Artık Constantinople'un duvarlarının arkasındaydı. Tarihin o güne kadar duymuş olduğu en büyük bombardıman başlamıştı. Neredeyse 1 ay boyunca şehrin 7000 Hristiyan müdafacısı aralıksız ateş altında kaldı. Umutsuzca bekleyen Bizanslılar Avrupada'ki Hristiyanlara yardım çağrısında bulundular. Fakat pek tabiki, 15.yüzyıl Avrupası tümüyle doğudaki bu yükselen Türk tehdidine karşı bir uyum ve ittifaktan yoksundu. O dönem Avrupasında ki krallar kendi aralarındaki askeri ve siyasi sorunlarla meşguldular. Constantinople, savunmasını yalnız yapmak zorundaydı. 29 Mayıs 1453'te Türk ordusu şehrin surlarında gedik açmayı başardı. Birkaç saat içinde Constantinople, artık Osmanlılar'ın ellerindeydi.

Mehmet Han şehre girdi ve doğruca en büyük ödül olan, muhteşem kilise Ayasofya'ya doğru ilerledi. İmparator Justinian tarafından 6.yüzyıl'da yaptırılan kilisenin adı Kutsal Bilgelik anlamına gelmekteydi. Dünyadaki en geniş kapalı alana sahipti.
Şüphesiz gerek diğer Müslüman gruplar gerekse Osmanlılar, birçok kilise görmüşlerdi...Fakat ne onlar ne de başkaları... o güne kadar Ayasofya gibisini görmemiştiler. Hagia Sophia, ya da Türkçe'deki söyleniş biçimiyle; Ayasofya, dünyanın sayılı mimari mucizelerinden ve harikalarından biridir. Tarihteki en geniş ve en yüksek kubbeye sahiptir ve muhteşem altın ve mozaiklerle süslenmiştir... ve kubbesi inanılmazdır. Mehmet için bu büyük bir ödüldü. Artık kilisenin içinde bir Türk sesi yükseliyordu, ve İslam'ın ilk sözleri yankılanmaya başlıyordu ... ''Allahtan başka ilah yoktur. Hz. Muhammed Allah'ın kuludur ve elçisidir.''

Hristiyan aleminin en büyük kilisesi artık bir cami idi. Ayasofya, tüm Osmanlı kubbeli camileri için bir ilham kaynağı olmuştur. Fakat hiçbiri, alan ve genişlik bakımından ona ulaşamamıştır. Ve o artık Fatih Sultan Mehmet'indir. Fatih'in bu zafer haberleri tüm dünyada şok etkisi yapmıştır. Avrupalılar için, bu tam bir felaketti. Ayrıca Constantinople, herşeyden öte; yeni Roma'ydı. Constantine'in başkenti, ve Hristiyan egemenliğin doğudaki sembolüydü. Osmanlı hükümdarları, kendileri için birçok ünvanlar taşımaktaydılar. Han, Türkçe'de 'İmparator'dur... Şahişah, Farsça'da 'kralların kralı'dır... ve Sultan, Arapça'da 'Hükümdar'dır... Fakat şimdi, tüm Bizans İmparatorluğu'nu kontrol altına alarak, Mehmet ve varisleri artık, yeni bir ünvan daha kazandılar... Kutsal Roma İmparatoru. Osmanlılar, batının kapılarına dayanmıştılar ve nihai hedeflerine artık iyice yaklaşmıştılar; tüm Avrupa'nın fethi...

1127 sene kilise, 481 sene de câmi olarak kullanılan Ayasofya, 1934'te müze haline getirildi. Fatih, Enez'i, Galata ve Kefe'yi Osmanlı topraklarına dahil etti. Limni, İmroz, Şemendirek, Taşoz, Bozcaada ve Boğdan'ı ald. Belgrad'ı muhasara ettiği zaman çarpışmaya bizzat katıldı. Alnından ve dizinden ciddi şekilde yaralandı. 1458'de Mora'yı kısmen, bir sene sonra da Sırbistan'ı tamamen aldı. 1461'de Amasra'yı ve İsfendiyar Oğulları Beyliğini Osmanlı topraklarına dahil etti. Trabzon Rum İmparatorluğunu ortadan kaldırdı. 1462'de Romariya, Yayçeve Midilli'yi aldı. 1463 senesinde Papa'nın büyük gayretleri ile toplanan ve savaşa katılan herkesin altı aylık günahının affolunacağı ilân edilen 20 devletin katıldığı bir haçlı ittifakı ile 16 sene savaştı. 1463'de Bosna'yı fethetti ve Hersek'i de tabiiyeti altına aldı. 1466'da Konya ve Karaman'ı aldı. Arnavutluğu tamamen Osmanlı topraklarına kattı. 1470'de Ağrıboz'u aldı. Uzun Hasan'ı Otlukbeli savaşında kesinlikle yendi. Zafer şükranesi olarak kırk bin esiri salıvererek, hürriyetlerine kavuşturdu. 1476'da Boğdan'ı Osmanlı topraklarına kattı. Otuz sene içinde tam yirmibeş seferi bizzat kendisi idare etti. 900.000 bin km² olan topraklarını 2.214.000 km² ye çıkardı. Fatih Sultan Mehmed, Venedikliler tarafından tertiplenen tam ondört suikastten kurtuldu. Son suikastten ise kurtulamadı. Venedikliler, bu büyük hükümdarı, aslen bir yahudi olan Maesto Jakopo isimli bir doktor vasıtasiyle zehirleterek öldürmeye muvaffak oldular. Tarihçi Babinger'e göre bu suikastçı doktor, Yakup Paşa unvanı ile sarayın doktorları arasında bulunuyordu.

1481 Mayısının üçüncü günü yine bir sefere çıkmışken, Gebze'de ordugâhında Perşembe günü vefat etti. Papa, Büyük Hakanın ölümünde tam üç gün üç gece bütün kiliselerin çanlarını çaldırtarak sevinç ayinleri yaptırdı. Fatih 49 sene bir ay beş gün yaşadı. İki imparatorluk, dört krallık ve onbir prenslik yıkan büyük hükümdarın cenaze namazı Fatih Camiinde Şeyh Muslihiddin Mustafa Vefa Efendi Hazretleri kıldırdı. Türbesi Fatih Camii yanındadır.

Fatih, Müslüman Türk Milletine yapmış olduğu büyük hizmetlerle, dünyanın en büyük hükümdarlarından birisi olduğunu isbat etmiştir. İstanbul gibi, cihanın bir incisi olan, bu muhteşem beldeyi Türk Milletine kazandırmıştır. Peygamberimizin müjdesine nail olmuştur. Yapmış olduğu çalışmalar ile memleketinde büyük çapta bir imar hareketini gerçekleştirmiştir. Bugünün üniversitesi olan (Fatih Külliyesi) ni 1470 senesinde tamamlamış, İstanbul'u fethettiği zaman 8 tane kiliseyi camiye çevirmiş, etrafındaki papaz odalarını da medrese yapmıştır. Ayrıca birçok Anadolu kasabasında da medreseler yaptırmıştır.

 

 

Ana Sayfa | Padişahlar | Resim Galerisi | Hakkımda
İsa ERGEN tarafından yapılmıştır. © 2008
Web Tasarım İletişim